Tsarukyan kemer maçını alamıyor — ama başka bir sıklette istikrarlı biçimde kazanıyor: “maksimumda food‑content”

Avatar
Salid Martik
13/01/26
Paylaşmak
   

Bazı dövüşçüler sosyal medyayı basın bürosu gibi yönetir: “antrenman, röportaj, tartı”.

Bir de Arman Tsarukyan var — normalde kemeri düşünmesi gereken ama aynı anda başka bir “unvanı” da sağlam tutan biri: dövüşçüler arasındaki en tuhaf‑sempatik food‑blogger.

Ve bu “güzelce yedim” meselesi değil. Bu resmen devlik merakı. Porsiyonlar öyle ki insanın bazen sorması geliyor: Arman, sen gerçekten hafif sıklette mi dövüşüyorsun, yoksa tepsi yok etme yarışmasında mı?

Tsarukyan fenomeni: o sadece yemiyor — yemeği bir olaya çeviriyor

Yemek videoları milyonlarca izlenmeye ulaşıyor; bunun nedeni (arada nadir yemekler de çıksa da) nadirlik değil, onun imza türü: “kocaman, yağlı, özgüvenli”.

Taze örnek: deve etiyle dolu bir tepsi. Kasım ayında Katar’da Dan Hooker’a karşı aldığı galibiyetten sonra bunu tam Tsarukyan usulü kutladı: hani şu “food‑blogger versiyonu”, “parlak bir galibiyetten sonra deve deneyeceğim” diye. Dedi — yaptı.

Yılın başında İslam Makhachev’e karşı kemer maçının suya düşmesi yüzünden epey eleştirildi: sakatlık, gürültü, “kilosunu bile yapamadı” tarzı konuşmalar. Üstelik maçtan kısa süre önce McDonald’s’tan gelen fotoğraflar da ateşe benzin döktü — internet hemen hepsini tek bir basit teoriye bağladı.

Başka birini bu “iyileştirir” ve “sadece karabuğday ve su” moduna sokardı.

Tsarukyan mı? Sıfır tepki. Devam etti.

Onun gastro‑evreninden en iyi anlar

Ölçeği anlamak için, işte onun “normal içeriği” nasıl görünüyor:

  • McDonald’s tam uçakta — ve bu “bir burger aldım” değil, bildiğin Big Mac yığını.
  • En viral videosu — dev bir kruvasan + kocaman bir kahve fincanı (izlenmeler resmen uzaya çıkmıştı).
  • Siyah havyar ayrı bir din gibi: “görüntü olsun diye” değil, kaşık kaşık yiyor. Üstelik bunu “hafif kahvaltı” diye yazıyor, “Rus kahvaltısı” diye adlandırıyor.
  • Akıştaki son paylaşımlar — sağlam bir dolma porsiyonu, haş (“sezon açıldı, gerçek kolajen”), “artık fast food yok” diyerek servis ettiği deniz ürünleri — ama Arman’da bu genelde “daha az yemek” değil, “başka tür yemek” demek.

Ve evet, ölçek çoktan “takipçilere post atma” sınırını aştı:

  • ABD’de gazeteciler röportajlara ona yemek getiriyor; sanki ritüelin bir parçası gibi.

En komiği: insanlar artık gerçekten dövüş duyurusunu değil, yemek duyurusunu bekliyor

Doğum gününde ona bir metre uzunluğunda pasta hediye ediyorlar — ve bu sanki hikâyenin normal bir hamlesi gibi karşılanıyor.

Dağın zirvesinde üç kat Oset pirogu yiyor — ve bunu öyle bir yazıyor ki sanki ideal hazırlık bu.

Tek seferde 30 hinkali yediğinden gayet sakin bahsediyor; sanki “iki tane atıştırdım” gibi.

Yorumlarda ona şimdiden “dünyanın en güçlü food‑blogger’ı” diyorlar — ve dürüst olmak gerekirse bu, olması gerekenden daha mantıklı geliyor.

UFC ise sanki onu şimdilik beklemede tutuyor. Kemer maçı, istenildiği kadar hızlı gelmiyor. Ama Tsarukyan Yeni Yıl’dan önce 2026’da şampiyon olacağını söylemişti; hatta bunun yazın olabileceğini de hesaplamıştı.

Bu yüzden şu an iki paralel sezonu var:

  • biri — kafeste (bir sonraki rakibini beklediği yer),
  • diğeri — akışta (dev porsiyonların kemerini istikrarlı biçimde “savunduğu” yer).

İşte paradoks burada: UFC gizemi uzatırken, Arman en azından kendi şovunu kendi yaratıyor. Sadece arenada değil — masada.

İlgili gönderiler